Faşizm adı, Roma İmparatorluğu'nda, sokaklarda gezen cellatların baltalarının adından (Fasces) gelmektedir. Ya o cellatlar balta yerine, ip kullansalardı, insanları öldürmek için? O zaman, faşizm sözcüğü, tarihte yerini alamayacaktı. Bu tanımlama biçimi bile, faşizm adının bir benzetme, keyfilik içerdiğini gösterir. Ya da bu sözcüğü yaratan komünist kuramcı, on binlerce öz Türkü; çoluk, çocuk, genç , yaşlı, kadın , erkek demeden öldürüp kuyulara dolduran, Sırp devşirmesi, Osmanlı paşası Kuyucu’yu görse ne yapardı? O zaman, faşizm adı yerine ‘’ Kuyuculuk’’ adını kullanırdı belki. ( Kaynak: Padişah anaları- Sayfa:330-333, Ali Kemal Meram) Yani faşizm adı gerçekte bir gerçeği anlatmamaktadır, bir tanım değildir; gerçeği simgelemektedir yani simgedir. Bu durumda, hem bilimsel değildir hem yanlış tanımlama içermektedir hem de keyfiliğe yol açar. Yani gerçekte bir hiçtir bu sözcük.
Oysa faşizmi tanımlayan temel özellik; ne faşizmin komünist tanımındaki gibi emperyalist, tekelci, vahşi, açık, saldırgan egemenliktir ne de sınıfsallıktır. Faşizm adıyla simgelenen gerçek, gerçekte; boş inanç açılımıdır. Dolayısıyla faşizm; bilimsellik dışı, mantık dışı, merhamet dışı, vicdan dışı düşüncenin bir açılımıdır; bu yüzden de en tipik ve korkunç olarak, dinsel düzenlerde görülür. Tarihin gördüğü en korkunç, en insanlık dışı çağların başında Avrupa’daki, dinci engizisyon çağının gelmesi, bir rastlantı değildir bu yüzden. Din düzenine dayalı Osmanlı’da durum farklı mıydı? Hayır ama Avrupa’daki kadar genel ve vahşi değildi. Osmanlı; Türklere düşmandı; Türklere soy kırım uyguladı; on binlerce Türkü, çoluk çocuk demeden öldürdü; öyle ki saraydaki Türk cariyeleri bile hamile kaldıklarında, karınlarındaki çocukla birlikte öldürdüler çünkü Türklerin çoğalmasını değil yok olmasını istiyordu. Bu nedenle Atatürk’ün, Türkiye ve Türk adlarını, Osmanlı’ya inat seçmesinde, sosyolojik özelliklerden çok onursal ve duygusal bir neden vardır.
Binlerce Türk ; Emevi ve Abbasi Müslümanlarınca öldürüldü, İslamiyeti kabul edenlerin ise yaşamalarına izin verildi. Yani Türkler zorla Müslüman yapıldı. Bugün bile Suudi Arabistan Bayrağı’nda kılıç olması rastlantı değildir. Tevrat, ‘’ Cennet, kılıçların koruması altındadır, ‘’ yazar. Tevrat; Yahudilere, ‘’ Yahudi olmayanları öldür; tüm yeryüzü senin, ’’ der. Yahudilerin gizli din kitabı Talmud ise daha korkunç buyruklar içerir. Nazilerin bayrağının ‘’Gamalı haç’’ olması rastlantı değildir. Kuran’daki bazı buyruklar, bugün Türk Anayasası’nda da, batı devletleri anayasalarında da suçtur.
Komünizmde ise faşizm, dinsel düzenlerdeki kadar vahşi, acımasız, vicdansız değildir. İnsanları kurşuna dizip öldürürler; taşlayarak, yakarak, keserek, parçalayarak değil. Sivas Katliamı’nı unutmadık. Dünyanın hiçbir yerinde komünistler, insanları yakarak, parçalayarak öldürmemişlerdir. Osmanlı’daki idam türlerini öğrenenlerin vahşetten dudakları uçuklar: Çengele atmalar, deri yüzmeler, kazığa geçirmeler, kazıklı fıçılara atmalar….
Dünyanın en korkunç katliamları hep dinsel ülkelerde ve dinsel çağlarda olmuştur. Faşizmi yaratan iki temel inanç yapısı vardır: Dincilik ve din düşmanlığı… Din yumurta ise komünist dinsizlik civcivdir. Yumurtanın yanlış olması, civcivin doğru olduğunu göstermez.
Demokrasi; özgürlüklerin varlığı olarak tanımlanmaktadır. Örnek: Basın özgürlüğü, seyehat özgürlüğü, seçme ve seçilme özgürlüğü, cinsel özgürlük, bilimsel özgürlük, inanç özgürlüğü, çalışma özgürlüğü, ve benzerleri… Oysa demokrasi özgürlükler toplamı değildir. Bir ülkede tüm özgürlükler var olsa da demokrasi olmayabilir. Bir ülkede basın özgürlüğünün olması, demokrasi olduğunu göstermez. Basının ne basını, nasıl basın olduğu da önemlidir. Cinsel özgürlük, demokrasi olduğunu göstermez. Genelevlerde de sınırsız cinsel özgürlük var ama oralarda demokrasi değil mafya ve insan onursuzluğu var. Demek ki demokrasi olması için önce bilimsellik ve onur olması gerekir. Faşizmin gıdası ve temeli, boş inançlar ve onursuzluktur. Komünizm boş inanç mı, diyebilirsiniz. Evet, yanlış inanç olarak boş inançtır. Dinin, ahlaksızlığın, onursuzluğun, mantıksızlığın, sanıların, falcılığın, falın, fuhuşun, eşcinselliğin, zinanın, çıplaklığın yasal olduğu her yerde faşizm de vardır. Faşizmin temeli , mantıksızlıktır; özü ve amacı da mantıksızlığın egemenliğini, diktatörlüğünü kurmaktır. Bu nedenle; demokrasi denilen bir düzen, faşizm olabileceği gibi askeri darbe denilen bir eylem de demokratik olabilir. Gerçek demokrasi; mantıksızlığa karşıtlıktır; faşizm ise mantıksızlık egemenliğidir. Bu nedenle; her türlü boş inancın yasal olduğu Abd ve Ab de gerçek birer faşizm içermekteler. Katliamcı olmamaları ise, şu an buna gerek duymadıklarındandır; gerek duyduklarında, dünyayı kan gölüne çevireceklerinden emin olun.
Bir ülkeyi; dinli insanların yönetmesi, o ülkede faşizm olduğunu gösterir; isterlerse herkese et, şeker, para dağıtsınlar. Çünkü önünde sonunda, insanların, toplumun yanlış, mantıksız, gerçek dışı, bilimsellik dışı inançlara, saplantılara, takıntılara, davranışlara boyun eğmelerini isteyeceklerdir. İşte gerçek faşizm budur. Bunun; kanlı mı, kansız mı, seçimle mi, darbeyle mi, devrimle mi, silahla mı, kitapla mı, iknayla mı, sevgiyle mi , savaşla mı, sanatla mı, bilimle mi olduğu önemli değildir. Önemli olan; özün, içeriğin, amacın ve nedenin bu olmasıdır… Demokrasi bu açıdan, faşizmin kılıfı olarak kullanılır. Yani demokrasi gerçekte demokrasi değildir, yalnızca bir kılıftır; adı başka, içi başkadır. Hangi İslam ülkesinde demokrasi var? Aynı şekilde; Hristiyan hiçbir batı ülkesinde de demokrasi yok. Gördünüz işte; Avrupa Birliği’nde; Ermeni soy kırımı iddialarını kabul etmemek bile suç. Aynı Avrupa devletleri , Türkiye’de ise Türklüğe bile sövme özgürlüğü istemektedirler. Bu da gerçekte Avrupa Birliği’nin bilimsellik, mantık üzerine değil mantıksızlık, boş inanç, faşizm üzerine kurulu olduğunu gösterir.
Gerçek demokraside din, fal, boş inançlar olmaz; merhametsizlik, vicdansızlık, mantıksızlık olmaz. Bir ülkede cezaevi varsa, orada faşizm de vardır. Bir ülkede sömürü yani özel sektör yani kapitalizm varsa, orada faşizm de vardır. Bir ülkede fuhuş, zina, eş cinsellik özgürlüğü varsa, orada faşizm de vardır. Bir ülkede kadınlar, sanatçılar; ahlaksızlaştıkça, bencilleştikçe medyada, sanatta, itibarda yükseliyorsalar, orada faşizm de vardır. Bir ülkede merhamet, vicdan yoksa, o ülkede faşizm de vardır. Bir ülkede; insanlar 10 tl. çaldıkları için hapise atılıyorsalar, o ülkede faşizm de vardır. Ve o ülkelerde ‘’ demokrasiye müdahale’’, gerçekte ‘’ faşizme müdahale’’ olabilir. Demokrasinin vatanı, milleti, mantığı, vicdanı olmaz. O yüzden insanlık için de, ülkeler için de en büyük düşmanlardan biridir. Bir hükümet; ‘’ Ben Müslümanım,’’ ya da ‘’ Ben Hristiyanım,’’ diyorsa ya da boş inançlara sahip kişilerden oluşuyorsa, orada gerçek demokrasi değil gerçek faşizm vardır ve ona bilimsel, vicdanlı, mantıklı müdahale, demokrasiye müdahale değil faşizme müdahaledir.
Necdet Gürçiftçi
2009-aralık
3 Aralık 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder